kadın-erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın-erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2013 Salı

Düş Gezginleri: “Eve ekmek getirme” sendromu mu, erkek şovenizmi mi?


Toplumumuz evliliklerini (veya zindan hayatını) eleştirirken veya kadının erkekten gördüğü şiddeti konuşurken ekonomik düzenden de mecburen bahsedilir. Kadının ekonomik özgürlüğünün olmadığında erkeğin ekonomik alanda kurduğu hakimiyeti bir koz olarak kullanıp gerek sözle gerek fiziksel olarak kadını tehdit ettiği örneklerine çokça değinmişizdir. Çoğunda da “erk” sahibine, daha doğrusu toplumun ve geçmişin ona yüklediği erk ile birlikte bunu sürdürme geleneğini taşıyan –ve bunun farkında bile olmayan- erkeğe öfkeleniriz. Bunun yanında kaçınılmaz olarak ataerkil yapıyı eleştiririz.

2 Eylül 2012 Pazar

Aldatmanın Cinsiyeti

İlk defa bir günlük yazısında gözlem yerine arkadaş sohbetine konu olan bir sorunsalı paylaşacağım: Aldatmak denen birşey varsa bunu kadınların ve erkeklerin çok farklı şekillerde yaptıkları gerçeği/teorisi.

24 Ağustos 2012 Cuma

Uydurmayı Severiz Biz

İnsanın yalan söylemesinin en temel sebebi iktidar savaşı olarak bilinir. Küçük yalanlar, beyaz yalanlar, hayati öneme sahip yalanlar, "iyi" bir amaca hizmet etmek için söylenen yalanlar ve daha nicesi...

Uydurmanın yalan söylemekten farkı var mıdır diye bir soru ortaya atsak; değişik cevap veya yaklaşımlarla karşılaşabiliriz. Uydurmak denen şeyde imgelemin vücut bulmuş bir formu var ve bunun nasıl bir etki bırakacağını merak ederiz. Takdir edilmek için yöneldiğimiz bir girişim olabilir bu. Bazen de zorda kalınca ve "bilmiyorum" demenin uygulaması kolay bir erdem olduğunu unutunca uydururuz.

16 Haziran 2012 Cumartesi

Pembe Metrobüs


Bu kez sondan başlamayayım; yazının konusunu borçlu olduğumuz haber: http://www.cnnturk.com/2012/turkiye/06/12/pembe.metrobus.icin.60.bin.imza/664760.0/index.html


Susmak istedim, birşey demek istemedim, "kınamaya hakkın yok çünkü onlar da mevcut düzenin ürünleri" demek istedim ama tutamadım kendimi.

9 Ekim 2011 Pazar

Slut Walk ve Örgütlen(me)me

Slut Walk, geçtiğimiz şubat ayı Kanadalı bir polis memurunun York Üniversitesi'nde öğrencilere yaptığı bir açıklamanın ("Kadınlar için güvenlik önlemlerinden biri de sürtük gibi giyinmemeleridir.") ardından kopan kıyametin sonucunda örgütlenen bir eylem yürüyüşü. Bu talihsiz açıklamanın yapıldığı sıralarda Türkiye'de de muazzam profesör(!) Çeker'in açıklamaları konuşuluyordu: "Dekolte giyen kadına tecavüz sürpriz sayılmaz."

5 Mayıs 2011 Perşembe

Yanlış Yönde Feminist Sıçramalar - 3

                                    ** Erkeklerle Yarışmak **




Ne kadar gereksiz bir tutum, diyorum. Kadınların iyi yapabildiği şeyler var. Hatta erkeklerin asla yapamayacağı şeyler var ki, doğum tek başına yeterli bir örnek...  Ancak erkeklerin de yapabildiği bazı şeyleri kadınlar yapamaz. Ee ne olmuş yani? Bırakalım yapsınlar. Niye yarışalım ki? Bu yarışa yönelmenin özgüven eksikliğini afişe etmekten başka pek bir işe yaradığına inanmıyorum.

30 Nisan 2011 Cumartesi

İkiyüzlü Evlilik Yemini




Evlilik kurumunun kendisinin de ikiyüzlü olduğunu düşünsem de; bahsedeceğim şey yalnızca evlilik yeminindeki sözler.


"... zenginlikte, fakirlikte... ölüm bizi ayırana kadar.."

14 Nisan 2011 Perşembe

Yanlış Yönde Feminist Sıçramalar - 2

                                     ** Erkekleri Dışlamak**


Her zaman dediğim şey: "Kadın sorunu toplum sorunudur ve toplumun içinde erkek de vardır." Eğer erkek dışlanırsa bu kendini marjinalleştirmek olur. Peki şimdiye kadar kendini marjinalleştiren kim veya hangi kesim ciddiye alındı?

5 Kasım 2010 Cuma

Evet, mümkün...



İlk tartışma sorusunu ve argümanı sonuçlandırmadan bırakmıştım. O yüzden aynen devam:

Bu nasıl mümkündür? Tek şansı dışarıdan bakabilmesi ve fark edebilmesidir ancak bu şans ona tanınmamıştır. 

…öyleyse kadının bu şansı kendisine vermenin ilk yolu, kendi sorumluluğunu alıp değerinin ve öneminin farkına varmasıyla olabilir. Farkındalığı artan kadın zaten bunu hayata geçirmek için; kendisinin çocuk dünyaya getirme ve büyütme makinesinden (Osho, 1996) başka birşey olmadığı düşüncesinden kurtulacak, hayattaki amacının erkeği (sevdiği kişiyi değil, erkeği) mutlu ve memnun etmek fikrinden ve bu yönde şartlandığı daha bir sürü şeyden vazgeçecektir.
Tabii ki bu, tek tarafın, tek yönlü birşeyler yapmasıyla kolay değişecek bir düzen değildir, zira insan ilişkileri sürekli birbirleriyle etkileşim içindedir. Zaten sadece kadınların farkındalığının artmasını sağlamak yeterli olmayacağı (ilk temel şart da olsa) gibi bu, erkekleri dışlamak olur. Bu da, karşı tepkiyi, iletişimsizliği ve yanlış anlaşılmayı beraberinde getirir (Birçok feministe anlatamadığım da budur!).

Bu bağlamda erkeğin yapması gereken de, kadının değerini ve önemini anlaması, onun varoluşunun kendi varoluşuna hizmet etmek olmadığını fark etmesi ve onu özgür kılmasıdır. Elbette bu, birçok erkeğin işine gelmeyecek bir durumdur ancak bu bile değişebilir, çünkü gerçek anlamda özgüveni tam olan erkek, zaten kadının bu konumda ve durumda olmasına ihtiyaç duymayacak, onun kendinden menkul olduğunu bilecek ve onu özgür kılacaktır. Burada önemli olan bir nokta; "insanlar şöyle yapmalı, böyle yapmalı... " vb. faydasız askeri söylemlere asla prim vermediğim ve bence verilmemesi gerektiğidir. Kimseye zorla, kendisi için daha iyi olacaksa bile bir fikir veya bakış açısı beğendiremezsiniz. Örgütlenip çoğalıp slogan atarak ise iyice uzaklaşırsınız. Birebir, hoşgörülü ve telaşa yer vermeyen bir iletişimdir kast ettiğim. Uzun bir süreçtir belki, ama en azından daha olasıdır.

Başlıktaki soruya çocuk bakımı “sorunu” gibi yaklaşmamın nedeni, söz konusu soru sorulduğunda çoğunluğun hemen verdiği cevabın veya arkasına sığındığı ilk meselenin çocuk olmasıdır. Elbette sadece bu değildir, kadına atfedilmiş daha bir sürü görev vardır. Bu sadece başa çıkması daha zor gibi görünen bir meseledir. Kadının, ondan beklenen yükümlülüklerle olan ilişkisinin algısı değiştiği zaman, doğasına ters düşmeden modern ekonomik düzende yerini alarak özgürlüğünü kazanabilir. Bu uzlaşma mümkündür. Dünyada örnekleri de vardır. Ve bu örnekler istisnasız kadın ve erkek eşitliğinin en çok sağlandığı ülkelerdir (bkz. Küresel Cinsiyet Eşitsizlği Endeksi, Dünya Ekonomi Forumu).

L

3 Kasım 2010 Çarşamba

● Kadın doğası ile modern kadının sosyo-ekonomik statüsünün uzlaşması mümkün mü?



Kadın doğurandır, üretendir. Doğası gereği çevreden çok kendisiyle ilgilidir. Yine doğası gereği yuvasına ve yavrularına esas olarak sahip çıkan varlık da odur. Bu bağlamda kadının evde oturması ve bebeklerini büyütmesi beklenir, çünkü yaptığı en iyi işin bu olduğu düşünülür. Ancak bu yanlıştır, bir kadın bunu doğası gereği yapar. Hayatını kazanmak için (ve belki de sadece sevdiği için) çalışmak ise tamamen farklı bir olgudur ve her kadın bunu da yapabilir, tabii eğer isterse. Çalışma hayatında da, dışarıda da kadına ihtiyaç vardır ve onun yeteneklerine de.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...